21 Temmuz 2013 Pazar

Bir takım gizlerimden bahsediyorum, burada okunulan burada kalır ona göre.

Gizlerinizi birileriyle paylaşmadan yaşayabileceğiniz yılların kıymetine bakın. Çünkü bugün, gizlerimden bahsedeceğim.

Aşk'tan söz eden şeylerden aslında sıkılmam. Sigaradan çekinmem. Aslında bir kadının ağlamasından hoşlanırım. Adeta doğallık akar gözyaşlarından. Kan bağım olan insanların aslında beni sevmeyeceklerine inanırım. Seçimlerimi ve de hayatımdaki değişikliklerimi pek çok zaman sevmediler. Her şeyin güzel olmayacağını söylerim sürekli kendime. Yazmayı severim. Daha önce hiç bu kadar açık ve net yazmamıştım. Milliyetçiliğe dair hiç bir tarafkirliğim olmadı. Ayrıca Atatürkçü de olmadım hiç. Bir zamanlar cemaatçilik vardı. Biraz zaman sonra demokrat ve sonra sosyalist. Şimdi ise kısmi anarşist. Ancak Allah'a ve Peygamberine inanırım. Ölümü karşılayabilecek kadar güçlü değilim. Abimin Ak Parti manyaklığından nefret ederim. Diğerinin beni her zaman korkutmasından. İkisiyle de hiç bir zaman kız arkadaşlarımı konuşamadım. Ya da neler yaptığımı. Hep mantıklı ve güncel şeyler. Bazen beni hiç kimsenin kabul etmeyeceğini düşünürüm. Düşüncelerimi açıklarsam taşlanacağımı. Ama size söz verdim. Bazı gizlerimden bahsedeceğim bu gece.

30 Mayıs 2013 Perşembe

Kültürsüz İnsanlarla Çalışmak...

Her zaman, Her şey çok güzel olacak dersiniz. ve buna inanırsınız. Girdiğiniz şirketin ve genel müdürün ideallerine inanırsınız ve çalışma politakanızı söyler anlaşırsınız ne var ki ilk girdiğinizde genel müdür yardımcısı olmuyorsunuz. üstünüzde saçma sapan insanlar olabiliyor. Kültürsüz insanlar...

Tüm neşenizi kırıyor. çekip gitmek istiyor insan. ama verdiğiniz sözler ve size bağlanan işleri geride bırakmak sığmıyor bazen insanın kendisine. Bu sefer kültürsüz adamlara kültürü öğretmeye çalışıyorsunuz kovulma pahasına da olsa. hani kovulsam canıma minnet diyecek haldeyken. ama kültürsüze belli yaştan sonra ne öğretilebilir diye düşünmeden öğretmeye çalışmak sanırım beni biraz aptal konumuna düşürüyor. Bugün güzel bir şey yaptım "Sus hocam" dedim "Sus" dinlemek istemiyorum. öğretmek ve anlatmak da istemiyorum.

6 Nisan 2013 Cumartesi

Güzel ama eksik şehir İstanbul

İstanbul seni aramam sormam merak etmem...
Bir izmirli olarak bu kelimeleri hep derdim. bence çok abartıyorlar İstanbul'u İzmir'in yanında ne kadar güzel olabilirdi ki...




3 Mart 2013 Pazar

Tavşan korktuğu için kaçmaz...



Tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar.

Çoğu insan delidir. Ama deli olduğunun farkında değildir. Hani bi söz vardı, deliyim ama deli olduğumu bilecek kadar akıllı diye. Bence unut akıllı olmayı. Deli olmayı, sırf deli olmak güzel diye seç. Her şeyi düşün ama bunun öte berisini düşünme. Çünkü kimi zaman hesap yapmamalı insan, okun yaydan nasıl çıktığının farkına varmamalı. Deli ol. Kuşlarla konuş, kedilerle... Bulutlara sitem et ay'ı sakladılar diye. Seni kıskandılar diye düşün. Yeni yerler keşfet, kendindeki deliliğin zirve noktasını da keşfet tabi.

Tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar.

Deli bi tavşan ol. sadece korkmak istediğinde kaç. Ama kaçmayı bırakma. Kimi zaman kulağındaki müzikle kaç. Kimi zaman sigaranın dumanıyla. Kimi zaman kitaplarla, kimi zaman şişedeki alkolle kaç. Ama hep kaç. Çünkü deliler kaçar. Neden kaçtığını, nereye kadar kaçacağını bilmeselerde kaçarlar. Kaçmak iyidir hem. Kaçmak yeniyi bulmaktır, uçmaktır. Kanatların olmadan hem de. Özgürlüğün tadını doyasıya yaşamaktır. Hadi durma. İçindeki deliye seslen, benimle kaçar mısın?

26 Ocak 2013 Cumartesi

Yararlı Yaz Meyveleri



 100 gram çilekte; 90.95 gram su, 7.68 gram karbonhidrat, 0.67 gram protein ve 2 gram diyet lifi bulunduğunu belirten Çopur, "Çilek 60 mg/100 gram olan yüksek C vitamini içeriği ile diğer birçok meyveye göre daha besleyicidir. Antioksidan özellik taşıyan bu bileşen sayesinde, skorbüt hastalığı başta olmak üzere, eklem hastalıkları ve kanser oluşumunun önlenmesinde önem taşımaktadır." diye konuştu. çok fazla sevmesemde arada yemem gerektiğini biliyorum...


"Üzüm: 100 gramında 80.54 g su, 18.10 g karbonhidrat, 0.72 g protein ve 0.9 g diyet lifi bulunmaktadır. 191–254 mg/100 g arasında değişen potasyum içeriği ile önemli bir mineral kaynağıdır. Siyah üzüm, antioksidan özellik taşıyan flavonoid ve hidroksisinnamatlar bakımından oldukça zengindir. Özellikle A ve K vitamini yönünden zengin olan üzümün, bazı karaciğer hastalıkları ve kansızlığın tedavisinde etkili olduğu ve yüksek tansiyonu kontrol altında tuttuğunu bildirilmiştir. +Ahmet YATGIN  kardeşimin masasında hiç eksik olmaz.. :)

Kavun ve Karpuz: Yazın sıkça tüketilen kavun ve karpuz, yüksek su içeriğinden dolayı, vücuttaki su kaybını dengelemede önemli rol oynar. Karpuz 91.45 g/100 g su, 7.55 g/100 g karbonhidrat, 0.61 g/100 g protein içerirken; kavunda bu bileşenler sırasıyla 90.15 g/100 g, 8.16 g/100 g, 0.84 g/100 g olarak saptanmıştır. Karpuz likopen açısından zengin iken; kavun yüksek A vitamini, folik asit ve şeker içeriği nedeniyle iyi bir enerji kaynağıdır. 
Bazı öğünlerimiz tamamen karpuzla geçiyordu. kimse vazgeçemez sanırım. bu faydaları da öğrenmiş olduk

Kayısı: 100 gramında 86.35 g su, 11.12 g karbonhidrat, 1.40 g protein ve 2 g diyet lifi bulunmaktadır. Diyet lifi yönünden zengin olan kayısının tüketimi, doğrudan sindirim sistemindeki olumlu fonksiyonları ile kan lipidleri ve glikoz metabolizmasındaki dolaylı etkileri nedeniyle önem taşımaktadır. Ayrıca β-karoten ve potasyum kaynağı olması nedeniyle yazın tüketimi tavsiye edilen meyveler arasında yer almaktadır.

21 Kasım 2012 Çarşamba

Yokluğa Düşen Damla

Bu gece bir kez daha baktım solan yıldızlara,
Bir kez daha baktım gözlerindeki o yok olmuşluğa.

Kader! Kader dedim kederlerde kadehlerin dibini gördüm,
Her biten damla da, dolmadan yanmayı bildim.

İçmeden sarhoş olmayı anladım, anlamadan ayılmayı da.
Seni görmeden sevmesini anladım, sevmeden senin olmayı da.


17 Kasım 2012 Cumartesi

Geç Kalınmış Bir Yazı

Biraz bekle.

Karanlığın iç çekişlerine karışan iç çekişlerimin, sigarayla olan muhabbeti sırasında gördüm seni. Çok güzeldin. Bir kadının güzelliğini sakladıkça gece, o kadının güzelliğinin ululaştığını anladığım an, sana bakmamaya karar vermiştim. Hiçbir şey olmamışlığın yanı sıra, her şey olmuştu. ve Her şey oradaydı. Çıktım gittim.

Bir şeyler yazmanın tam da sırasıydı. Geç kalınmışlığı ve yazacağım yazının bu başlıkta olacağın o ara düşünmüştüm. Beklediğim gibi, gece, karanlık ve ay... Bir yazarın ihtiyacı olan bazı şeylerden biriydi bunlar, yazmaya ihtiyaç duyduğu tek şey kalem değildir elbet. Bir dost, bir bardak çay. Üzerine konuştuk. Anladım ki üzerine ne konuşursam konuşayım, üzerimdeki o berbat sis dağılmayacaktı.

Adımlarımın sesini kulaklarımda işittiğimde, yalnızlığımın ne de yalnız olduğunu hissettim. Şiir yazmak yetmiyormuş. Akşam vakti, duyduğu çağrıya yavaş adımlarıyla cevap veren yaşlı bir adam, son günlerinin yalnızlığını paylaşıyor benimle. Yalnızlığını saygıyla karşılıyorum, ama benim yalnızlığıma yetmiyor yaşanmışlık...

Yaşanamamışlık var içimde. Bir yazarın yazamama korkusu, karakterini kıskanan bir öykücü, aşık olamayan bir maşuk...

Karanlıkta yürümeyi keşfetmeden önce insanoğlu ne yapıyordu diye geçiyor aklımdan. Ağaçların üzerinden yükselen ay, yanımda ayrılmayı bekleyen dost, az önce sevemediğim sevgili ve başaramadığım geleceğim... Üç kişinin yanında sen, sen; sen olmayı haketmiyorsun.

Pazartesi. Uzaklaştırmak için verilmiş bir buluşma sözü, pek de gerçekçi değil, aldatma. Bırak beni gideyim. Sev beni kalayım. Karanlık gecelere yemin ederim ki; bırak beni gideyim, sev beni kalayım.

Yazdıklarının öncesinde hayal ettiklerinin gerçekleşmediğini anladığında insan, dumanının gökyüzüne üflüyor. Bir ölüm kutlamasına yetişemedim, pastadan çıkan ceset. Allah kahretsin! Ben ne yazıyorum...

Daha fazla dayanamayacağım, burda işler karışık, kendine çok iyi bak Fatma abla, insanlar ölüyor.