12 Şubat 2012 Pazar

Karanlık Oda

"Zamanın Muhafızları masaya oturduklarında, çevredeki insanlar dikkatle süzdüler onları. Ellerindeki mucizevi silahlarıyla insanları ürküttükleri doğruydu. Biraz zaman sonra içkilerini yudumlayan muhafızlardan biri, daha önce görülmemiş o silahını küçük bir kızın masum suratına doğrulttu. ve Maalesef yaşayacağı çok şey olan o küçük kız habersizdi bu durumdan. Çevredeki diğer herkes korkmuştu ve bir yanındakine fısıldayacak cesaretleri kalmamıştı. Son hazırlığını yapan muhafız o tetiğe basmak üzereyken; dikkatler kalabılığın içinden çıkagelen yaşlı bilgeye yöneldi. ve O bilge şöyle konuştu: "Onlar; An'ı yakalarlar.. ve Yakaladıkları herbir An'ı, hapsederler özgürlüğe açılan bir bahçesi olan karanlık zindana. Bahçeden gelen fısıltılar ve o fısıltıların taşıdığı duygularla beslenirler. Onların hayatı, zindanlarındaki gölge kadar karanlık, bahçelerindeki ışık kadar aydınlıktır. Öyleyse korkmayın! Çünkü siz sadece aydınlık tarafı görebilirsiniz.."

Fotoğrafçılık.. Bu kavram hakkında, böyle küçük bir hikaye yazmak sanırım yanlış olmaz. Çünkü benim fikrimce onlar tam da bu işi yapıyorlar. Anı yakalıyorlar. Ve zihinlerindeki karanlık odanın o harika yansımasıyla bizleri buluşturuyorlar. Zor sanat olsa gerek.



Durun bir dakika? Sanat mı? Var olan bir şeyi olduğu gibi fotoğraflamak nasıl sanat olabilir ki? Diye düşünenlerimiz olabilir. Ama benim düşüncemce fotoğraflamak; büyük, zor ve ender sanatlardan biridir. Çünkü fotoğraf; Açı, renk, ışık, diyafram, perde hızı, iso, odaklama, kadraj gibi bir çok kavramın birleşimi sonucu ortaya çıkan bir sanat eseridir. Hayatı bir anlığına dahi olsa vizörden izlemek, mutluluğu kovalamaktır. Bir başkasının gözünden görebilmektir dünyayı, fotoğraf sanatı.


Sizlere fotoğrafların içinde bulunan ruhlardan bahsetmedim. Her bir fotoğrafın barındırdığı ruh yada ruhun fotoğrafta vücut bulması olarak adlandırabiliriz belkide.. Nasıl adlandıracağımızdan daha ziyade, nasıl hissedeceğimiz konusuna değinmek istiyorum. Ama bunu, yaşlı bilgenin alıntılarıyla size aktarmak istiyorum:

"Fotoğraf üzerine yoğunlaşın, sanki karenin içindekiler haraket ediyormuşçasına onları dikkatle izleyin. Kompozisyonu belirleyen nesneyi sakın kaçırmayın. Fotoğrafın büyüsünün kokusunu alabiliyorsanız şanslısınız demektir. Ruh yakınlarda bir yerlerdedir. Orda öylece durmayın, karenin içine girin ve etrafınıza bakının. Sizi izleyen muhafızın karanlık odasından yansıyanlarda aradığınızı bulamazsanız, o halde siz de karanlık odaya girin.. Aradığınız ruhu hiçbir zaman yakalayamayabilirsiniz belki de ama eğer isterseniz, hissedebilirsiniz."

Fotoğraflar sizinle konuşurlar.. Onların anlattıklarını dinleyebilirseniz; onlarla konuşabilirsiniz. Fotoğraf; Dünyamızın en yeni sanat türlerindendir. Bu yeniliğe ve heyecana siz de katılmak istemez misiniz?

2 yorum:

  1. Güzel bir giriş, Hikaye gizem katmış...

    YanıtlaSil
  2. hikaye kısmı fotoğrafçılıktan daha gizemli...

    YanıtlaSil