8 Haziran 2012 Cuma

Yamuk Bakmak: "Bu Son Olsun!"

Selamlar! Bugün sizlere; edebi tufanlara yakalanmadan, yalın, anlaşılır, yamuk baktıran(Slavoj Zizek) ve biraz da anlatısal bir blog yazısı sunmaya çalışacağım. Bir filmden bahsetmek istiyorum, adını Cem Karaca'nın efsanevi şarkısından alan bir film. Tarihin ayıbını anlatan bir film. Yaşanmış acıları, gerçekliğin soğuk ve keskin üslubuyla anlatan bir filmden bahsedeceğim. Evet, Orçun BENLİ'nin yönetmenliğini yaptığı "Bu Son Olsun" filminden bahsediyorum. Yazımın bu kısmından sonra filmi izlemeyenler için spoiler uyarısı yapabilirim galiba..


Film evsiz, sokakta yaşayan 5 kişiyle başlıyor. 80lerde olunca bu 5 kişi durum biraz karışıyor. Sağcı solcu kavgaları, zafer umutları ve dava aşkı geçerken sokaklardan, 5'linin hayatta kalma mücadelesini seyrediyoruz filmde. Bir solcularda, bir sağcılarda ekmek buluyor bu 5'li. Derken ihtilal gelip çatıyor ve sokağa çıkma yasağı konuluyor. Sokakta yaşayan 5'linin durumları iyice karışıyor derken içlerinden 1'i yunanistana kaçma şansını buluverince, hiç beklemiyor. ve İleride Almanya'da vergi rekortmeni oluyor. Geriye kalan 4'lü ise hapishaneye düşüyor talihsizce. Talihsizce dedik ama aslında onlar için büyük bir rahata kavuşma oluyor bu hapishane işi. Solcuların koğuşuna düşüyorlar ve ufaktan bir dostluk başlıyor, bu sefer sahici. Bu sırada Hapisahane müdürü, sorumlu rütbeliyle(yanılmıyorsam yüzbaşıydı) bir plan yapıyor, daha doğrusu üslubuyla öneriyor. 4lünün içinden en koca adamı seçiyorlar. Onlar adına casusluk yapması var planlarında. ve Plan işliyor fakat işleyen plan koca adamın olunca işler bi hayli fazla karışıyor. Sonrasında solcular ve sağcılar koca adam sayesinde özgürlüğe kaçıyorlar. Derken memur bey intikam aleviyle yanıp tutuşurken hiç bişi yapamıyor. ve Film çarpıcı bir şekilde son buluyor.

Şimdi ise biraz daha zırvalayalım; filmdeki yüzbaşı ve memur(müdür) bey karakterlerine inelim. Yüzbaşı sol kesimi önceden tanıyan bi kimlikte olsa da zulmünü esirgemiyor. Memur ise eskiden sağlam bi solcu olan koca adama gülümseyen maskeyle yaklaşıyor.  ve Bu 5linin 1'si almanya da hayat buluyor, birisi herşeyden habersiz, bir diğeri agresif ve bir diğeri hayal perest ve kovboy özentisi. ve bir gardiyan var, memurun korktuğu ve sevmediği sağ kolu.

Bu filmde en can alıcı noktaya geliyoruz şimdi. Çünkü film normal seyrinde devam ederken inanılmaz boyutta bir arka plan var. Yani demek istediğim, bu film sıradan bir Türk filmi değil.

Yüzbaşından bahsedelim; kendinden emin olamamış, içindeki savaşı; kötülüğün kazandığı bir "Asker". Darbenin görünen kirli yüzü; Silahlı Kuvvetler. Her şeye rağmen silahlı kuvvetlerin emir aldığını gösteren bir telefon görüşmesine şahit oluyoruz; İhtilalin görünmeyen kirli yüzüne.. "Vur dedik öldürüyorsun Yüzbaşı!" diyen. Bu film herşeyi tüm mükelliğiyle anlatıyor. Yani buradaki imgeleme tamamıyla mükemmel!

5'liden bahsedelim şimdi de; her türlü musibete göğüs geren, acıyı içlerine çekip tatlı nefesi üfüren, bu toprakların gerçek sahibinden bahsedelim.. Yani Halktan.. Halkın yaşamından. Yoksulluk içinde kaybolup gidiyorlar. ve Darbeden en çok acı çeken onlar. ve Darbe öncesinde de, sonrasında da yoksulluk yazılı alınlarında. 5'liden koca adama gelirsek; bu ülkenin aydınları, bilenlerini görebiliriz. Çünkü koca adamın arkadaşlarının bilmediği şeyleri bildiğini görüyoruz. Yunanistana kaçan ve Almanya'da kazanan halkımızdan bahsedelim. Almanyaya göç eden kişileri temsil ediyor belki. Tüm bu cehennemden kurtulup gidenlerin cennetini tasvir ediyor bizlere. ve Yılmaz Güney hayranı sanatçı ruhlu kişiden bahsedelim. Biraz da kovboy şapkasından gelen batı özentiliğini sezebiliyoruz. ve Agresif yapılı insanımızdan bahsedelim, aslında klasik türk halkı :) ve Hiç bir şeyden haberi olmayan avamdan bahsedelim... Zihinsel engelli kişiden. Aslında her yanımızda görürüz, etliye sütlüye bulaşmayan kişileri..

Hapishane müdürü, yani memur bey, yani... Devlet.. İlk başlarda sıradan görevini yapıyor; askere yalakalık. Sonrasında ise askerin koltuğuna oturma hayali kaplıyor gözünü ve aman Allah'ım o da ne; Askerin gömleğini giyiyor üstüne. İşte Diktatör. İşte Zulmedici... Koca adama gülerek gidiyor. Yani bu halkın aydınlarına diyor ki; seni rahat ettirelim, yaşatalım gel sen bana casusluk yap. Sol'a ihanet et, sağa zulmet. Yeter ki benim istediklerimi yap, bak hem o zaman halkını da rahatlatırım diyor. Koca Adam tam da bilen, aydın kimse gibi davranıyor ve alt ediyor memur beyi. Tam da bu sırada sinir küpü oluyor, diktatörlüğün gereğince ezmek istiyor halkını.. Ama yok diyor halk, Gömleğini hışımla çıkartıp yere attırtıyor. Demokrasinin zaferini izliyoruz burada da...

ve Memur bey'in yıkılışını izliyoruz. Diktatörün. ve Yüzbaşı saçma sapanlıklara bulanıyor. Perde çekmek gibi, sansürlemek gibi, darbenin vahşetini göstermemek gibi..

Öncelerden, Doktor, memur ve Yüzbaşının hakim gömleğini giyip yargıladığını gördüğümüz anda ise anlıyoruz bir derece daha bu ülkede hiçbir şeyin doğru gitmediğini...

ve Buna benzer hissedipte anlatamadığım bir sürü şey.. Son zamanlarda, görünmeyen kısmını büyük bir zevkle izlediğim en iyi filmlerdendi.

Yani aslında sevgili okuyucum; yamuk bakabilmeli dünyaya her insan...

1 yorum:

  1. Neden bütün doğrular yamuk bakınca görülür? Gerçekler gayrıresmi olduğu için midir bu? Cevabını bildiğimiz soruları soruyorsak bu başkalarıda düşünsün diye değil midir? Sende bir yamukluk var dediklerinde seviniyorsam bu doğru olduğum için midir? Yoksa insanlar öyle bir sıralanıyor ki ancak yamuk bakınca mı görebiliyoruz? Bütün cevapları biliyor muyum ve bu açıyı gerçekten seviyor muyum? Yani işin özü filmi merak ettim izlicem :)

    YanıtlaSil